|
KULÜBÜMÜZ
ATATÜRK
| |
ÜNİVERSİTEMİZDEN CUMHURİYET’E ANLAMLI HATIRA
ULUSAL SEMPOZYUM
“CUMHURİYET’İ KURAN KUŞAĞIN ANILARI”
30-31 EKİM 2003
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi bölümü ve Tarih bölümü işbirliğiyle “Cumhuriyet’i Kuran Kuşağın Anıları” sempozyumu 30-31 Ekim 2003 tarihinde Türkiye’nin bir çok seçkin bilimadamlarının katılımıyla gerçekleşti. Sadece Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamız çalışmalarının yoğunluğundan ve Prof. Dr. Toktamış Ateş hocamız rahatsızlığından dolayı sempozyumda tebliğ vermek üzere iştirak edemediler maalesef. İki gün devam eden programa Üniversitemiz öğrencileri, bu özel sempozyuma büyük ilgi gösterdiler.
Sempozyum öncesinde üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Turgut Balkaş ve Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Alparslan Açıkgenç açılış konuşmasını yaptıktan sonra üniversitemiz Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi bölüm başkanı Yrd. Doç. Dr. Erdoğan Keskinkılıç sempozyum hakkında genel bir giriş değerlendirmesi yaparak Cumhuriyet’i kuran kuşaktan o zamanlarda sadece iktidarda olan zevâtın değil aynı zamanda muhalefette olan zevâtında anılarına yer verdiklerini böylece birbirine zıt bakış açılarını analiz etmenin daha yararlı olacağını belirtti.
Birinci oturumun başkanı üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Tarih bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç hocamız oturuma tarih felsefesinden bakış açıları vererek başladı: bunlardan birincisi “geleceksiz tarih olamayacağı ve geleceğin gücünü tarihten aldığı”önermesi. Buna uygun olarak Prof. Açıkgenç, tarihin geçmişle ilgili olduğu kadar yüzünün geleceğe dönük olduğundan, yanlız tarihi gelecekle irtibatlayınca bir aşırılığa kaçmanın olabileceğinden, bunuda tarihin derinliklerinde gidilmesi ve böylece şimdiki zamanın ve geleceğin dahada berraklaşacağından bahsetti.
İlk tebliği siyasi ve edebi hatıralar üzerine büyük bir isim olan, üniversitemizde de kısa bir dönem öncesine kadar dersler veren Prof. Dr. Orhan Okay hocamız verdi. Tebliğinde hatıralar üzerine genel değerlendirmelerle başladı. Yahya Kemal’den “Bizde iki önemli eksiklik olmasaydı Cumhuriyet şimdikinden daha yüksek seviyede olacaktı. Bunlar resimsizlik ve nesirsizliktir” alıntısıyla başladı ve hatıraların nesir grubuna girdiğini, bizdeki probleminde hatıraları iyi ya da kötü yazmaktan ziyade az yazmak olduğundan bahsetti. Prof. Okay 19. yüzyıla gelene kadar bizde yüzyıl başına 2-3 hatırat denk düştüğünü, daha sonra Cumhuriyet döneminden sonra gelişen yoğun olaylar ve olgulara paralel olarak hatıratların daha fazlalaştığından bahsetti hocamız.
İkinci tebliğde ise İTÜ insan ve toplum bilimleri öğretim üyesi Doç. Dr. Gökhan Çetinsaya, Celal Bayar’ın “Ben de yazdım” isimli hatıratını tetkik etti. Celal Bayar’ın 9 cilt olan hatıratının ilk dört cildini tarihçi titizliğiyle yazdığını, ara notlarla araya girip kendi görüşlerini verdiğinden bahsetti. Bayar’ın eski bir İttihatçı olaraktan hatıratında “ittihatçı ruhunu” özellikle vurguladığını, Sultan Abdülhamid’e olumsuz bakışından söz etti. Doç. Çetinsaya son olarakta C. Bayar’ın Türk siyasal hayatını kendi gözüyle anlattığını verdiği örneklerle izah etti.
Üçüncü tebliğde üniversitemiz Türk dili edebiyatı bölüm başkanı Prof. Dr. Cihan Okuyucu Mahir İz’in “Yılların İzi” adlı hatıratını analiz etti. Mahir İz’in hatıralarını şahsi, maddi, siyasi ve edebi olarak ayırdığından bahsetti. Prof. Okuyucu, Mahir İz’in ilk mecliste dört yıl zabıt kâtipliği yaptığını ve sayede meclisteki gruplaşmalardan haberdar olduğunu, muhalefette olduğu halde kesin hükümlerde bulunmadığından söz etti.
Dördüncü tebliğde üniversitemiz Türk dili edebiyatı öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Ali Yıldız Tahir’ül Mevlevî’nin Çilehane Mektupları’ndan bahsetti. Mektupların Tahirül Mevlevi’nin Mevlevi tarikatinde çile günlerinin güzelliğinden bahsettiğini, sonra dergahta çileden alınan zevkin yerini dergahtaki kişilerin psikolojik çözümlemelerine bıraktığından, mektupların adeta tarikatın içten bir görüntüsü olduğundan bahsetti.
İkinci oturumu ise İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vildan Serin hocamız açtı.
Birinci tebliğde üniversitemiz Atatürk İlkeri ve İnkılap Tarihi bölüm başkanı ve Tarih bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Erdoğan Keskinkılıç hocamız, Ahmet Rıfat Çalıka’nın Hatıralarını incelediği tebliğinde Ahmet Rıfat Çalıka’nın hatıratını siyasi baskılardan dolayı tam üç kez yaktığını ve hatıratın beş bölümden teşekkül olduğundan bahsetti. Hatıratında kendisini devamlı olarak muhalif olarak gördüğünü, merkezin muhalefete karşı iyi davranmadığını ve son olarakta Ahmet Rıfat Çalıka’nın her zaman merkeze karşı içinde bir gücenme beslediğinden söz etti hocamız.
İkinci tebliğde üniversitemiz Kamu Yönetimi bölüm başkanı Doç. Dr. Ömer Çaha hocamız Şevket Süreyye Aydemir’in “Suyu Arayan Adam” adlı hatıratını bizlerle paylaştı. Şevket Süreyya Aydemir’in çok değişik ideolojiler içinde kalaraktan ilk önce ailesinin yanında Mevlevi tarikatının terbiyesini aldığını daha sonra Turan ideolojisine bağlandığını, İttihat Terakki’ye katıldığını son olarakta bolşevizmi benimsediğini; Kemalist ideolojiyede katıldığından bahsetti.
Üçüncü Tebliğde Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. İsmail Kara hocamız Hüseyin Kazım Kadri’nin “Meşrutiyetten Cumhuriyete Hatıralarını” sempozyumda bizlere sundu. Hüseyin Kazım Kadri’nin başlangıçta çok tanınmış bir zat olmadığını, sonradan tanındığını, hatıratında İttihat Terakki ile ilgili kendisine mahsus önemli malumat bulunduğunu ve çevresinde sivrilen insanlarlarla olan hukukunun döneminde belki çok az insanla kıyaslanabilir bir manzara arz ettiğinden söz etti. Hüseyin Kazım Kadri’nin Tevfik Fikret ve Hüseyin Cahit Yalçın gibi münevver zevatla alakasından bahsetti.
Dördüncü Tebliğde üniversitemiz Türk dili ve edebiyatı öğretim üyelerinde Yrd. Doç. Dr. Mehmet Kutalmış bize Hitler zulmü esnasında Almanya’dan kaçarak ülkemize gelen ve İstanbul Darülfünun’nunda dersler veren Prof. Ernist Hirsch ve Prof. Fritz Neumark’ın gözlemlerinden bahsetti. İlk geldiklerinde Türkiye’de bürokratların ve aydın kesimin Fransızca bildiklerini asla tahmin etmemişlerdi ve Türk halkının çok samimi, cana yakın insanlar olduklarını görünce bunu çok sevmişlerdi, genelde Türkiye’de bulunmaktan çok memnun kaldılar. İstanbul Darülfünun’da öğrencilerin ailelerinin onlara çok korumacı davranması ve öğrencilerin ezberlemeci çalışma yöntemini benimsemesi bu profesörlerin gözlemlerinden bazıları…
Üçüncü oturumu üniversitemiz Tarih Bölüm başkanı Prof. Dr. Mehmet İpşirli hocamız açtı.
İlk tebliği Bilgi Üniversitesi Tarih Bölüm başkanı Prof. Dr. Mete Tunçay hocamız “Milli Mücadele Döneminde İleri Gelenlerin Geleceğe Bakışları” adlı genel değerlendirmesinde Necmettin Sahir Sılan’ın 1921 yılında bütün milletvekillerine tek cümlelik bir soru ve cevap kağıtları dağıtıyor ve soruyor: "Kazanılacak olan milli istiklal mücadelemizin feyizdar ve semerdar olması neye mütevakkıftır?” meclisin o zamanki kayıtlarına göre 315 milletvekili bu sorulara muhtelif cevaplar veriyor; kimisi ekonomi diyor, ulemadan bazıları uzun uzun ayetler yazıyor, kimisi maarif diyor, kimisi çağdaşlaşma diyor. Ve tartışmalar uzayıp gidiyor. Prof. Mete Tunçay bu meclisin şu ana kadarki en geniş spektrumlu meclis olduğunu bunuda tek bir amaca, yani Misakı Milli’ye bağlanmalarından kaynaklandığının üzerinde durdu.
İkinci Tebliğde Dr. Orhan Koloğlu hocamız “Son Gemiyi Kaçıranlar” adlı hatıratda I. Dünya Savaşından sonra parçalanan ailelere ait anıları anlattı. Savaşın etkisiyle bulunduğu yerden ayrılmak zorunda kalanların bir kısmının Anadolu’da, aynı ailelerin diğer kısımlarınında mesela Beyrut’a ya da Trablusgarp’a gitmesi ve Anadolu’da kalanların Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına katkıları ve diğer yerlere gidenlerinde oralarda cumhuriyetlerin kurulmasına katkılarını anlattı hocamız. İki aileden söz etti: biri İzzet Hurşid ve ailesi ki bunlar Beyrut’tadır zaten. Diğer ikinci aile ise Orhan Koloğlu hocamızın kendi ailesidir, hocamız “Arap Kaymakam” adlı babasını anlattığı kitabında da bu konuya değinmiş.
Üçüncü Tebliğde ise üniversitemiz Uluslararası ilişkiler bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Lütfullah Karaman hocamız Kazım Karabekir’in “İstiklal Harbinin Esasları” adlı çok önemli bir hatıratı bizler için analiz etti. 1933’te K. Karabekir’in siyasi hayattan men edildiğini, dolayısıyla bazı zevâta kızgın olduğundan ve herşeyden önemlisi K.Karabekir’in Mustafa Kemal’le olan fikir çatışmasından bahsetti. K. Karabekir’in belge biriktirip not tutan bir kişi olduğunu ve hatıratınıda bu şekilde yazdığından söz etti.
Dördüncü oturumun başkanı Prof. Dr. Mete Tunçay hocamızdı. Birinci tebliğde Marmara Üniversitesi Uluslararası ilişkiler öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Demirel, İsmet İnönü’nün Defterler’ini bizim için analiz etti. İnönü’nün defterlerini çok ketum bir şekilde günü gününe tuttuğunu; bütün defterlerin hatırat niteliği taşımadığını ve bazılarını kendi için yazdığından bahsetti. Doç. Demirel, ayrıca İnönü’nün defterlerini sanki kamunun huzurunda yazıyormuşcasına otosansür uyguladığı belirtti ve siyasi olarak bilinen şeylerden defterlerinde söz ettiğini söyledi.
İkinci tebliğde Beşir Ayvazoğlu, Yahya Kemal’in “Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarını” bizlerle paylaştı. Y. Kemal’in, hatıratını sanki “başına kötü şeyler gelecekmişcesine” yazdığını, kritik ve siyasi meselelerde “kalemini dizginlediğini” ve dolayısıyla yakın tarihimizle ilgili olaylarda sustuğundan söz etti.
Üçüncü tebliğde Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Esat Can vardı. Hocamız bize Yüzbaşı Selahaddin’in anılarını sundu. Bu anıda Milli Mücadele’nin Batı Ege, Güney Marmara bölgesindeki direnişlerin büyük faidelerinden söz etti.
Dördüncü tebliğde üniversitemiz Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi bölümü öğretim elamanı Cafer Ulu hocamız bize Bir Ermeni Gencin Hatıra Defterini anlattı.
Gökhan Özeren-Ayşe Celep-Tülay Aslan-Ece Emir, Tarih Bölümü öğrencileri






k.jpg)
|